KELIME OYUNLARI ...... KEL iME KOYUNLARI....KELİMELİ UNLU MAMÜLLERİ..........K.ELİME OY OY OY UMA THURMAN LARI...
Şehir isimleri nereden geliyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şehir isimleri nereden geliyor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şehir Efsaneleri "Bitlis"

Bitlis Resimi
Evet, hasret sona erdi ve bir şehir efsaneleriyle tekrar birlikteyiz. Bugünki konumuz, Doğu'nun en güzel illerinden birisi olan Van Gölü'nün kıyısında bulunan, eski bir şehrimiz, Bitlis. Başlığı görenler, kafalarından tahmine başlamışlardır bile. Ama emin olun ki, bu şehrin ismi çok farklı bir yerden gelmekte. Öncelikle tarihçilerimiz neler zırvalamış, ona bir bakalım:

"Şehrin bugünkü ismi Makedonya Kralı II. Filibe’nin oğlu Büyük İskender’in Bedlis ismindeki komutanından gelmektedir. Bitlis Kalesini M.Ö. 331 yılında İskender’in emriyle yapan bu komutan, kente kendi ismini vermiştir. O günden sonra şehrin ismi küçük bir değişikliğe uğrayarak günümüze kadar gelmiş ve bugünkü ismini almıştır. "

Yaa bırakın artık bu savsataları. Aşın kendinizi aşııın!! Lan bir komutan nasıl bir şehir yapar? Boşuna okunuluyo onca Şehir Planlaması, Çevre Mühendisliği gibi bölümler. Hiç gereği yok arkadaşlar. Askeri Liseye gir komutan ol. Sonra şehir yap ismini ver. Eminim bu komutanlar isim şehir hayvan oynasalar çok garip şeyler çıkar.

B

İsim:Bedlis Şehir:Bedlis

-Hocam ayıp oluyo ama kendi yaptığın şehri söylemek yok!

Hiç inandırıcı gelmiyo bana. Hem İskender bir şehir yaptırsa Bursa'ya yaptırırdı. İskender'in kralı orda değilmi canlar? Olsa da yesek.

Gelin olayın gerçeğine hep birlikte bakalım. Çooook uzun seneler önceee. Burada kahin bir amca yaşarmış. Nostradamus'un Anatolia şubesiymiş kendisi. Sık sık geleceğe gideeeeer gelirmiş. Ama bir yüzyıl varmış ki, oraya gittikçe gelmek istemezmiş. Bir iki gün transta kalır, garip garip sesler çıkartırmış. O yüzyıl 20. yüzyılmış.

Kim ne sorarsa bu amca bilirmiş. Kimseden de para almazmış. Çünkü daha para icat olmamış düşünün yani okkadar eski. Ama burası bir Türk şehriymiş. Nolursa olsun amcam da bir Türk medyumu. (Medyum da çok ilginç bir kelime. Periyoduk Cetvelinden çıkmış gibi ne o öle? )

Medyumun simgesi---- Md

Arasıra ağzı yamuk medyum rakiplerine kafakonda girişirmiş. Böylece bu civarda tekel konumuna gelmiş. Artık herkes ona gitmiş ve para olmadığı için evi buğday, darı, meyve sebze ambarı haline gelmiş.

Artık halkın kafasında bir soru varmış. Nolacak buranın ismi? Amca çok yaşlanmış ve evinde inzivaya çekilmiş zaten evdeki kumanya okkalı olduğundan çalışmaya da gerek yokmuş. Yine gitmiş bir yerlere garip garip şeyler söylüyormuş ama melodik biçimde. Son günleriymiş artık . Kapıda 3 gün amcanın dönmesini beklemişler.

Ve dönmüş amca, cebinden bir kalem çıkartmış, ve oraya bir kelime yazmış. Bu olsun demiş şehrin ismi. Sonra başlamış eşhadüenlailahe..... Meğersem amcam geleceğe gittiği günlerden birinde müslüman olmuş( samanyolu belgeselleri gibi oldu).

Ahali açmış kağıdı bir bakmış bir daha bakmış. Çünkü hiçbirşey anlamamışlar. Kağıtta "Beatles" yazıyormuş. Bizim medyum sıkı bir Beatles hayranıymış ve güçlerini ipod gibi kullanıp her şarkısını dinliyormuş.

Bizimkiler arasında bir tercüme sıkıntısı yaşanmış. Ünlü uyumuna saygılı gençler iki sesli harf yanyana olmaz deyip kısaltmaya çalışmışlar. Biri demiş "Betles" olsun. Diğeri Bötlös bir tane cin fikirli ise şehirdeki bit salgınından dolayı "Bitlis" olsun demiş. Bugüne kadar da böyle devam etmiş
.

Bir şehrimiz daha gerçek hikayesine kavuştu darısı diğerlerinin başına.

Şehir Efsaneleri "Artvin"


Şehir efsanelerinden yine merhaba sevgili okuyucularım. Bugün ki şehrimiz hangisi acaba diye içiniz içinizi yemiyo biliyorum çünkü kek gibi başlığa koyuyorum. Bugün sizlere Artvin isminin nereden geldiğini anlatıcam. Karadeniz Bölgesiyle Doğu Anadolu Bölgesi arasında kalan küçük bir ilimizdir Artvin. Yeşil ile Mavinin buluştuğu bu şehrimiz, Özgür adlı çok saf çok temiz bir arkadaşı da bana kazandırmıştır.

Şehir Efsanlerinde araştırmadan hiçbirşey yapılmaz. Ezbere bilgi yoktur. Kaynaklar birbir taranır ve doğruya ulaşılır. Ben de sizler için "Artvin" isminin nerden geldiğini araştırdım. Ama bulduğum bilgiler yine beni hayal kırıklığına uğrattı. Bakın neler demiş uzmanlar:

"Artvin’in ismi üç bin senelik tarihi boyunca çeşitli defalar değişmiştir. Artvin ismi, bu şehri kuran Türk İskit Beyinin adından gelmektedir.

Aslına bakarsanız pek bi bok söylememişler. Sonra niye Ermeni Tezlerinde sınıfta k
alıyoruz. Neden tarihsel anlamda hala Kemal Kara'ya bağlıyız anlıyomusunuz sayın okurlar? Ülke kendi şehrinin isminin nerden geldiğini bilmiyor! Ulan bilmiyorsam bilmiyorum de. Yaa Koskoca Türk İskit Beyinin ismi Artvin olur mıu yaa. Hangi ana baba evladına Artvin ismini koyar.

-Bey nolsun çocuğun ismiii?
-Artvin
-Hoppaaaaa
-İyi oda ilçesi olsun.

Böyle bir lakayıtlık var mı sevgili okurlar. Devlet bunlara maaş ödüyor bir de. Ama ben sizler için beş kuruş dahi kazanmadan( lan bari şu reklamlara bi iki tıklayın da tavuk döner parası çıksın) gerçeği yalnız gerçeği sölemeyi taahhüt ediyorum!

Anadoluya daha Anadolu denmeyen zamanlardı. "Bridge between Asia and Europe". İngilizce ülkenin resmi diliydi. Macarca Eğitim dili. Germence yazı dili. Gülbence ise en önemli yazınsal eserdi. O zamanlar bu küçük şehrimiz ise dünyanın sanat başkentiydi. Heryerden sanat guruları bu şehre akın ediyorlardı. Çünkü çok büyük bir yarışma vardı. En önemli sanat hangisi olacaktı.

Adaylar Edebiyat,müzik,heykel,resim,tiyatro ve danstı.

İlk seçimde Heykel elenmişti. Aslında medyanın uyguladığı Hey kel babaya gel! tarzı yıpratıcı başlıklar onun şansını zaten azaltmıştı. Diğer elemede ise bölgelerden alınan puanlara göre dans en az puanı alarak aramızdan ayrıldı. Tan Sağtürk yarışmayı göz yaşları içinde tamamlamıştı. Diğer turda kıyasıya bir yarış vardı. Beethoven sağırım ama hala çalıyorum diye duygu sömürüsü yapınca oyların toplamıyla günün birincisi olup. Edebiyatın yarışmaya veda etmesine neden olmuştu.

Sadece ve sadece müzik tiyatro ve resim kalmıştı. Artık bunlardan birtanesi birinci olucaktı. kalpler çarpıyor bütün dünya bu haberi bekliyordu. Beethoven'ın çıkışından sonra medya yine kendini gösterip Shopen-Sofben benzerliğiyle bel altından vurmaya başlamıştı. Tiyatroda ise Sheakspeare elinden geleni yapıordu. Ama aynı medya Sheaksbiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiir çok sıkıldım diyerek yerin dibine soktu kendisini.

Dersini iyi çalışmış bir "Resim" vardı. Öncelikle Beethoven'ın sağır çıkışına Van G
ogh'la cevabı verip. Üstüne de Da Vinci'nin şifresiyle sol kroşeyi yerleştirmişti. Sonuçlar açıklandı:

Ladies and Gentleman! Here are the results

Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaand

Art Wiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiin!

Evet sayın okuyucular resim kazanmıştı. Dünyanın en büyük sanat dalı resim olmuştu. Yer yerinden oynadı. Picasso ile Da vinci timsah yürüyüşü yapıyorlardı. Hemen güvercinlere haberler bağlanıp çeşitli ülkelere yollandı bu haber. Artık bu küçücük şehir dünyanın gözünde Resmin galip geldiği bir şehirdi. Yani resmen Artwindi.

Yıllar geçti Türk Alfabesinden x,w,q gibi harfler silindi ve kendisi Artvin oldu.

Yeni şehir efsaneleriyle karşınızda olucam. Sevgi ve saygılarımla!

Şehir Efsaneleri "Balıkesir"



Sevgili okuyucularım her köşesi cennet memleketimizin birbirinden güzel şehirlerinin üzerindeki sır perdesi kalkmaya devam ediyor. Bugünki konuğumuz yaz kış ziyaret edebilceğiniz, deniziyle tarihiyle herkesi büyüleyen "Balıkesir".

Araştırdım taraştırdım halkı nasıl kandırıyorlar öğrendim. Bakın efendim sözde bilimsel araştırmalara göre Balıkesir'in hikayesi şöyleymiş;

"Roma imparatoru Hadrianus'un adı verilerek Had-rianotherai olarak adlandınlan kentte Hadrianus, Yunanca "eski kale" anlamına gelen Paleocastra adlı bir şato yaptırdı. Balıkesir adının buradan kaynaklandığı söylenir. Bazı kaynaklara göre Selçuklular'ın kente Balak Hisar ya da Balık Hisar dedikleri bilinmektedir"

Bıktık şu Yunanca isimlerden yaa. Yani zaht-ı muhteremler olmasa isim misim bulamıcakmışız meğer. Her fırsatta nasıl döktük lan sizi denize diye böbürleniriz. Ama hala onların ismini kullanıyoruz. Memleket 1000 yıldır Türkçe konuşuyor ama şehir isimleri Yunanca. İçimizdeki Yunanlıların işi bunlar. Olayın aslı tabiki böle değil. Sizler için uyumadım yemedim içmedim giymedim ve bu işin sırrını çözdüm.

Eskidendi çoook eskiden. Anadolu'da beylikler modası vardı. Osmanoğulları Pack-man gibi bunların hepsini yemeden önce tabiki. Karesi Beyliği'de bunlardan birtanesiydi. Matematik ile ün salmıştı. Hepsinin soyadları Ünsal'mıştı. Bu gereksiz espriyi yok farzedelim. Bu beyliğin matematik sevdası ismine de yansımıştı tabiki. Kendilerini diğer beyliklerden hep üstün görüyolardı bu nedenle onlar ne kadar büyükse biz onların 'Karesi'yiz diye slogan bile bulmuşlardı.

Merkezleri Balıkesir'di tabiki o zamanki ismi 'Karekökü' idi. Bilimadamları Matematik dünyasında çığır açacak bir buluşa imza attılar. O zamanlar, Basit Kesir, Bayağı Kesir ve Bileşik Kesir bulunmuş, Pay ve Paydaş kavramları Pastahane sektöründe yeni ürünler ortaya çıkarmıştı. Elmalı Pay bunun en bariz örneğiydi. Günümüzde ki örneği ise ünlü müzisyen İskender Paydaş'tır.

Karesi'li bilim adamları ise, Ballı Kesir'i buldular. O sene Matematik ödülleri Pisagor-Thales ortaklığında veriliyordu. Bu ödülü ise Pötü Karesi isimli zat almaya hak kazanmıştı. Ballı Kesir ise Payı paydasından şans eseri büyük olan kesirlere denmekteydi. Bu büyük yankı uyandıran buluş sonrası şehrin merkezine önceleri Ballıkesir daha sonra ise kolay söylenmesi için Balıkesir adı verildi.

Bir süre sonra burayı işgal eden Osmanlılar Ballı kesir mi olur lan. Şans diye birşey yoktur olsa osla kader vardır diyerek bu buluşu dünya litaratüründen sildi. Çünkü dünyada bu buluşu kabul eden heryeri de işgal etmiş bulunmaktaydılar. Ama şehrin ismi, yeni isim bulmaya üşendiklerinden Balıkesir olarak kaldı.

To Be Contunied...